“İşini seven, sürekli makinenin sesini dinleyen, inşaatın temeline yön veren, gece-gündüz ve yaz-kış demeden çalışan kişiler, hafriyatçılardır.”
Bu sözler, Gaziantep Hafriyatçılar Derneği (GAHAFDER) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Cömert'e ait.
Hafriyatçılık ve iş makineleri sektörünü bir elmanın iki yarısı olarak değerlendiren Cömert'le yaptığımız röportajın neticesinde görünen manzara, hafriyatçıların biraz perde arkasında kaldığı yönünde. Türkiye'de her geçen dönem gittikçe gelişen iş makinesi sektörünün rol arkadaşı olan hafriyat da son 10 senedir gelişme halinde. Cömert, "Derneğimizle, hafriyatçılar ve iş makinecilerinin çalışmalarını sürdürebilmeleri için kent yaşamına uygun, insan haklarına saygılı, trafik kurallarına uyarak daha verimli ve kaliteli bir çalışma ortamı sağlamaya çalışıyoruz" diyerek 2009'da kurulan GAHAFDER'in, iş makine ve hafriyatçıları aynı çatı altında buluşturmak için çalıştığını anlatıyor.
Sektörel sıkıntılar
Dernek, sektörel kalkınma için çalışırken işe sıkıntılara kafa yormakla başlamış. Hafriyat döküm sahalarında eksiklikler olduğundan bahseden Cömert, "Belediyelerin bu eksiklik ve sorunlar karşısında çözüm üretme çalışmaları yetersiz kalıyor. Bu sorunları çözmek ve çalışmaların kolaylaşmasını sağlamak amacı ile Dernek Yönetim Kurulu Üyelerimiz ile Belediye Başkanlığı nezdinde görüşmeler yaparak çözümler arıyoruz" diyor.
Cömert, diğer sıkıntılara ilişkin şu yorumları yapıyor:
"Ülkemizdeki hafriyat sektöründe yüksek maliyetli (mazot, yağ ve nakliye vb…) girdilerin dövize endeksli olması sektörün en önemli sorunlarından birisi. Bir diğer sorun ise; gelişen Türkiye’mizde Çevre Yasası’ndan dolayı yapılan düzenlemeler."
Hafriyatçılar inşaat sektörünün temel taşıdır
Hafriyatçıların sıkıntılarını şimdilik bir kenara koyalım. Hafriyatçı sıkıntılarından önce Türkiye'de bir de hafriyatçıya bilinçsiz bir önyargı sözkonusu. Örneğin; hafriyatçılar, mesleğine önem vermeyen ve faturasız iş yapan kimseler olarak biliniyorlar. Cömert, bu konuyla ilgili sorumuzu ise şöyle yanıtlıyor:
"Türkiye genelinde bu görüntü, sektörün dışında kalan kişiler tarafından değerlendirildiği zaman kayıt dışı iş yapan, kendine dikkat etmeyen, mesleğine önem vermeyen insanlar olarak algılanması aslında yanlış olan bir yargı şeklidir. Hafriyatçılar bu ülke ekonomisinin ağır dişlilerinden bir tanesi olan inşaat sektörünün temel taşıdır. Bu temel taşların her birinin bulundukları illerde en küçük sektör temsilcisi olan esnafımızın 100 bin ila 150 bin TL arasında yatırımları bulunmakta ve en az bir kişiyi de iş olanağı sağlanmakta. Fakat hafriyatçılar sürekli dağlarda, yollarda, şantiye, maden ile kum ocaklarının içlerinde olduğundan dolayı bu yatırımlar görülmüyor. Türkiye’de bu kişilerin yerine, daha az emekle, mücadele etmeden, hayali ihracatlarla uğraşanlar daha saygın görülüyor."
Tıpkı diğer sektörlerde olduğu gibi hafriyat sektörünün de kıyasıya rekabet içinde olduğundan bahseden Başkan, GAHAFDER'in bu rekabeti aşırı tırmanışlara geçirmeden , tarafsız bir anlayış içersinde çözmeye çalıştığını anlatıyor. "Hafriyat sektörü nasıl düzene girer" şeklinde sorumuzun üzerine ise, Cömert şöyle cevap veriyor: “Hafriyat sektörü hiçbir zaman düzeninden şaşmaz. Mevcut olan düzenini gelişen durum içerisinde revize ederek korumaya çalışır. Sürekli değişen maliyetleri de neden olarak gösterebiliriz."
İş makinesi üreticileri ne yapmalı?
Bunların dışında Cömert, iş makineleri satışı yapan firmaların özellikle eğitime özen göstermesi gerektiğini savunuyor. Böylece, eğitimli ekipler sorunları kolayca çözecek ve yurt dışından makine getirip satmak yerine yurt içinde yatırım yaparak yerli makine üretmeye doğru hamleler yapacak. Cömert, sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Bunun yanı sıra milli servetin bilinçsiz ve hor kullanılarak yıpranmasının önüne geçecek tedbirler konusunda kullanıcılar yönlendirilmeli. Ve tabiî ki biz hafriyatçılar olarak, makine satışı yapanlara destek olmak ve yapılacak eğitim ve organizasyonlara katılarak bilinçli bir toplum yaratmalıyız. Distribütör firmaların illerde operatör kursları açarak bilinçli operatörler yetişmesi için desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Buradan tüm hafriyat camiasına ve esnafımıza, yerli üretim yapan firmalardan en az bir adet yerli makine almalarını, üretimin desteklemesini, üretici firmaların da makinelerini geliştirerek dünyada söz sahibi olmalarını arzu ediyorum.”