Gelecek Sene

19 Ağustos 2015 Çarşamba - 11:00
Kategori: Makale

PAYLAŞ

Gelecek Sene

Türkiye haricindeki çoğu ülkenin sektörel yayın organları, yılın bu dönemlerinde işlerin de yavaşlamasını fırsat bilerek, bir sonraki yılın hazırlıklarını, programını yaparlar.

Bu artık bir standart prosedür haline gelmiştir. Bizim yıllardır işbirliği yaptığımız yabancı yayın kuruluşları da doğal olarak bizim gelecek sene programımızı öğrenmek isterler.

“Birlikte neler yapabiliriz?“ konusunda karşılıklı görüşmektir bunun ana nedeni. Birlikte organize edilebilecek etkinlikler, yapılabilecek proje haberleri veya hazırlanacak

dosya çalışmalarında yer alabilecek Türk üreticileri saptamak için bu tür görüşmeler her zaman faydalı olur.

Onlarda bu işler gerçekten çok kolay ve pratiktir. Planlanmış projeler parasızlıktan veya terörden dolayı durmadığı için hesaplanmış olan takvime göre ilerliyordur.

Sadece teknik sorunlar veya hava şartlarından bazı aksamalar olur. Aynı şekilde etkinlik tarihleri de nettir. Çok “Force Major“ bir şeyler olmadığı sürece, etkinliği etkileyecek

bir şey söz konusu olamaz. Dosya haber çalışmaları için istemediğiniz kadar üretici firma ve pazara sunacakları yeni ürünleri vardır. Kısacası işler düzen, plan ve program

dahilinde yürür. Bu arada tabi ki aksilikler olur ama gerçekten istisnadır bu aksilikler.

İşte bu bağlamda bize de her yıl bu dönemde yöneltilen bu sorulara bizim verdiğimiz cevaplar ise gerçekten bu insanlar için anlaşılmaz hatta saçma gelir. İşte size bizim onlara

gelecek yıl planları sorulduğunda verdiğimiz cevaplardan bazıları; “Önümüzdeki yıl belediye seçimleri var“, “Önümüzdeki yıl genel seçimler var?“, “Güney Doğu karışık,

sakinleşsin sonra konuşalıM“, “Komşu ülkelerle ( İran, Irak, Suriye ) aramız iyi değil. Her an sorun çıkabilir. Bekleyelim“, “Döviz aldı başını gidiyor, satışlar önümüzdeki yıl çok düşecek“, “Hükümet kanunu bir türlü onaylamıyor (Örnek mi? Kentsel Dönüşüm Yönetmenliği iki senedir bekliyor. Yıkım sektörü bir adım ileriye gidemedi. Etkinlikler ertelenip duruyor)". Kısacası adamlara her defasında başka bir saçma cevapla çıkınca doğal olarak “Acaba bu türkler bahane mi arıyor?“ diye düşünmeye başlıyorlar. Ne bilsinler garibanlar, bizim hep böyle saçmalıklarla baş etmek zorunda kaldığımızı. Ve işin komiği yine de çoğu konuda bütün bunlara rağmen başarılı olabildiğimizi.

İlk başlarda duydukları cevap karşısında ifadesiz bir yüzle bize bakıyor ve anlamaya çalışıyorlardı? Hatta bazıları şaka yaptığımızı düşünüyordu. Şimdilerde ise onlar da bu duruma alıştılar. Artık yadırgamıyorlar veya şok yaşamıyorlar. Gelecek sene planlarında bahsederken “Önümüzdeki yılın siyasi takvimini, dövizdeki durumu, terörü, Türkiye – ABD ilişkilerini ve hatta komşularımızla olan durumumuzu“ soruyorlar ilkönce. Hatta “Ne olacak bu Fener’in 4. yıldızı veya Melo G.S.’da kalıyor mu ?“ diye soran futbol hastası yabancılar da yok değil.

Şaka bir yana, hep söylediğim gibi; Bütün bunlarla uğraşırken arada biraz da iş yapar hale geldik. Gündemimizde maalesef “İŞ“ ilk planda değil artık ve bu hepimizi gerçekten çok

ama çok yoruyor. Enerjimizi tüketiyor, psikolojimizi bozuyor, sağlıklı düşünmemizi, doğru kararlar almamızı önlüyor.

Bütün bu ülke sorunları neticesinde bir de ortaya çıkan “Tahsilat Sorunu" var ki, hiç sormayın. Özellikle şu sıralar tahsilatlar durma noktasında. Aslında bu durumu fırsat bilen, bu bahanenin arkasına saklanan çok firma var. Kısacası pek keyifli bir dönem geçirmiyoruz. Üstüne üstlük bir de sıcaklarla boğuşuyoruz.

Makina satış adetleri mi? Pardon anlamadım... 

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap