The Eclipse of Reason* (*Akıl Tutulması)

15 Ekim 2015 Perşembe - 10:00
Kategori: Makale

PAYLAŞ

Seçimlerin yaklaştığı şu sıralarda hepimiz yatıp kalkıp “Seçim sonrası ne olacak?” diye soruyoruz birbirimize. Bunu sormakta da yerden göğe hakkımız var, çünkü sonuçlar hepimizin iş hayatını etkileyecek.

Düşünmek bile istemiyorum ama olası bir krizde kimileri işini kaybedecek, kimileri iflas edecek vs. Kriz olmaz ise yani işler düzene girer ise zaten tasalanacak bir şeyimiz olmaz.

“Bu duruma nasıl gelindi?” diye sorulacak olunsa, eminim ilk alınacak cevap “Politikacıların hataları, yanlış tercihleri” olacaktır. Peki bu politikacıları kim seçti ? Bizler seçtik. Bu politikacılar nereden geliyor?

Bizim içimizden geliyorlar, yani sadece bizi temsil etmekle kalmayıp, bizi yansıtıyorlar. O zaman bu politikacılar gibi bizler de hatalar yapabiliyoruz demek anlamına gelmiyor mu? Bu konuyu politikacılardan alıp, biraz

daha altlara indirelim. Resmi kurumlara, özel hayatımıza, ticari hayatımıza. Nereye bakarsanız bakın sonuç aynı. Eğer şu anda ortada şikayet edilecek bir durum var ise, bu hepimizin ortak hatalarından kaynaklanıyor.

Ben lafı yine dönüp dolaşıp bizim sektöre getireceğim. 2001 krizinden bu yana ya hep birlikte ağlıyoruz ya da sevinç çığlıkları atıyoruz. Bir türlü ortasını bulamadık. Asla bir B Planı’mız yok. Ancak günü gelince aklımıza geliyor önlem almak. 2001 krizinden bu yana ders almadık, akıllanmadık. Sonraki senenin planları yapılırken ya az makine siparişi verip ortada kalıyoruz ya da ümitlenip fazla sipariş veriyoruz makineler elimizde patlıyor.

2000’li yıllarda en büyük hastalığımız olan “İşe yarasın veya yaramasın bir mümessilliğimiz olsun. Bir kenarda dursun, bir gün işe yarar” mantığından tam kurtulduk derken, aynı hastalık yine hortladı. Bunun altındaki mantık nedir bilmiyorum ama nedense ısrarla yeni mümessillik alıp, aynı ekiple daha çok satış mantığını işletmeye çalışıyoruz galiba. Eğer yeni bir mümessillik için, yeni bir ekip kuracak gücünüz varsa itirazım yok ama aynı ekiple vallahi olmaz. Çalışanlar için de durum aynı. Ne bu sektörde, ne başka bir sektörde hiç kimsenin iş garantisi yok. Durum ortada, her an açıkta kalınabilir ve ilginçtir çalışan arkadaşlar bunun farkında değilmiş gibi yaşıyorlar.

2 – 3 bin liralık cep telefonları havada uçuşuyor. Taksitli alışverişler zaten patlamaya hazır. “Ayranı yok içmeye, atla gider ......” sözü tam bizim mavi yakalar için şu sıralar. Karı koca 3 – 4 bin lira geliri olanlar bile otomobil derdindeler. Kimseyi hor görmüyorum, Allah herkese daha çok versin ama ayağını da yorganına göre uzattırsın. Kötü günler için bir kenara para biriktirmeyi düşündürsün. Yine yıllardır sonuçlanmayan bir sorunumuz daha aklıma geldi; fuarlar. Hangi firmaya sorarsanız sorun, fuarlar en büyük masraf kapısıdır ama hiç bir firma da “Ben katılmıyorum” demez ya da diyemez. Hiç kimse net bir karar alıp Ankomak mı ya da Komatek mi demez. Kaç yıldır iki fuar da Rus Ruleti oynar gibi bekler. (Bu arada Ankomak 2016 yapılıyor. Şimdiden haberiniz olsun.)

Marx bir konuşmasında şöyle demiş “İnsanlar bazen bunalımın mutlak olarak çözümsüz olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar. Bu yanlıştır. Mutlak olarak umutsuz bir durum yoktur. Durumun mutlak olarak çıkışsız olduğunu önceden kanıtlamaya çalışmak bilgiçliktir.” Ne kadar doğru bir söz. Bizde de bilgiçlik taslayan çoktur ama çıkış arayan yoktur.

Yazımın başlığını merak edenlere; bu 1947 yılında yayımlanmış bir kitap. Yazarı bir Alman. Frankfurt Enstitüsü’nün kurucusu olan Max Horkheimer. Kitap, İkinci Dünya Savaşı’nın  gündemini oluşturan insanlık dışı olayların, Nazi’ler tarafından ne kadar akla yatkın, mantıklı, adil ve makul olduğu gösterilmeye çalışılırken, bir süre sonra kendilerini bir Akıl Tutulması içinde bularak olayın gerçekten böyle olduğuna inanmalarını anlatıyor. Yani bir bakıma, kendi yarattıkları yalana zamanla kendileri bile inanmaya başlamaları kitabın ana konusu. Bizde de durum farklı değil. Kendimizi dışarıya haklı göstermek uğruna yarattığımız bahanelere sonunda biz inanmaya başladık.

Uzun lafın kısası; Bütün bunlar bizim artık normal saydığımız anormalliklerimiz. Umarım bir gün aklımız başımıza gelir ve bu Akıl Tutulması’ndan milletçe ve sektörce çıkarız.

 

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap