Dünyaya yeni bir tat: Nane

12 Kasım 2015 Perşembe - 14:00
Kategori: Makale

PAYLAŞ

BRIC; Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in baş harflerinden oluşuyor ve bu ülkelerin ekonomilerini kastetmek için kullanıyor. Bu ülkelerin son dönemdeki hızlı gelişmelerinden dolayı,  2050 dünyasında önemli konumda olacakları düşüncesi artık bilinen bir gerçek. Diğer yandan bir başka düşünce de, bu ülkelerden özellikle Hindistan ve Çin’in beklentilerden uzaklaşıyor olmaları. Bana sorarsanız yakında bu iki ülkeye Rusya’nın da eklenmesi kimseyi şaşırtmaz.

Son zamanlarda BRIC biraz kabak tadı vermeye başlayınca, sanki yeni bir arayış başladı dünya ekonomisini heyecanlandırmak için. Bu defa biraz da anlamlı bir terim bulmak adına mı desem, tadı kaçan ağzımıza tat gelsin diye mi desem yeni isim pek de güzel oldu sanki. Yeni terim çok da havalı oldu; MINT; Meksika, Endonezya, Nijerya ve Türkiye’nin baş harflerinden oluşuyor. Çoğunuzun bildiği gibi mint İngilizce’de nane anlamına geliyor. Nane de yine bildiğiniz gibi insanı ferahlatan bir tat olarak bilinir.

Güney Doğu Asya merkezli şirketlerin alternatif yatırım fırsatları sundukları ülkeler arasında en önemlisinin Endonezya olduğu kaydediliyor. Nijerya’nın da güvenlik yatırımları konusunda sorunları olduğu ancak hükümetinin nihayetinde Afrika’nın bu en büyük ve en dinamik ekonomilerinden birine daha fazla para çekmek amacıyla kurallarını ve düzenlemelerini sıkılaştırmayla ilgili olarak ciddi bir tutum almaya başladığına dair işaretlerin görüldüğü belirtiliyor. Meksika ise bana çok uzak kalan bir ülke. Bizimle fazla bir ekonomik ya da fiziksel bağı yok.

Gelelim güzel yurdumuz Türkiye’ye. Aşağıda okuyacağınız yorumlar benim şahsi yorumlarım değil. Daha çok uluslararası bağımsız kurumların değerlendirmeleri ve ben  “ Başka bir gözle Türkiye’ye bakmak” konusuna oldukça sıcak bakıyorum. 

Türkiye; “ İç savaş ve dini aşırılıklarla yıkılmış Suriye’nin kuzey sınırında olmasına rağmen Türkiye politik ve ekonomik olarak istikrarlı durumunu koruyor. Bu durum altyapı ve kaynak geliştirme projelerinde – ağır ekipman kullanımı için önemli alanlar – yatırım yapacak yabancılar için iyiye işaret ediyor. 2007’de yeni inşaat ekipmanına olan talep kaydedilen en yüksek seviyesine ulaşarak 12.000 ünite oldu. Off Highway Research araştırma firması ortaya çıkan bu rakamın, talebin beş yıl içinde dörde katlanmasıyla oluştuğunu belirtiyor. Devlet yatırımlarının çoğu inşaat sektörünü teşvik ederken, bu konuda konut inşaatı ve enerji sektörlerinin başı çektiği belirtiliyor.

Türkiye önemli altyapı yatırımları yolunda ilerlemeye devam ediyor.  Önemli bir karayolu altyapı projesi ise, Üçüncü Boğaziçi Köprüsü olarak adlandırılan ve İstanbul’un kuzeyindeki yerleşim yerleri ve ormanların içinden geçmesi planlanan 260 km uzunluğundaki Kuzey Marmara Otoyolunun parçası olan inşaat projesi. 2,5 milyar dolar tutarındaki bu karayolu ve demiryolu köprü yapım projesinin, Türk şirketi İçtaş ve İtalyan şirketi Astaldi’nin de içinde olduğu konsorsiyum tarafından 30 Mayıs 2012’deki ihalede kazanıldığı açıklandı.

Trans-Anadolu Doğal Gaz Projesinin (TANAP – Trans Anatolian Natural-Gas Project) inşaat safhası hız kazanmaya başlıyor. Proje, Azerbeycan’ın Şah Deniz petrol sahasından Türkiye’yi geçerek ülkenin Avrupa’yla sınırına kadar uzanacak önemli bir doğal gaz boru hattı projesi. Geçtiğimiz Aralık ayında TANAP konsorsiyumu inşaat yüklenicilerinin Fernas İnşaat, Sicim-Yüksel-Akkord konsorsiyumu ve Tekfen Holding olduğunu açıkladı. Bu gruplar, bölümlenmesi ülkenin Gürcistan’la olan sınırından Erzurum’a, Erzurum’dan Sivas’a ve Sivas’tan Eskişehir’e şeklinde düzenlenen üç bölümün inşaatını yapacaklar. Şehrin 50km kuzeyinde yoğun ormanlık bir alanın bulunduğu Terkos Gölü’ne yakın bir alanda inşaa edilmekte olan İstanbul’un üçüncü havalimanı inşaatı projesi ise hızını kaybeden bir proje.

Mini ekskavatörler, ülkedeki ucuz işgücü sebebiyle ağır ekipman piyasası sektörü tarafından çok fazla satılamıyor. Ancak, Avrupa tarzı işgücü sınırlamalarının giderek daha fazla getiriliyor olması ve kablo döşeme ve bakım gibi dar yerlerdeki şehir içi projelerde daha hızlı ve daha verimli çalışmaya olan taleplerin artmasıyla bu durumun değişmeye başladığı görülüyor. Beko loderler, geleneksel olarak ekipman satışlarının omurgasını oluştururken bütün üniteler içindeki satış payının üçte bir olduğu belirtiliyor. Bu ekipman, özellikle kullanıcı-sahiplerinin belli bir gelir istemesiyle ülkede çok rağbette olan bir ürün. Asfalt kaplama makinelerine olan talep 2011 yılından başlayarak hükümet fonlarının karayolları inşaatı için serbest bırakılmasıyla büyüdü. Ancak, Off Highway Research firmasına göre satışların yarıdan fazlası Irak, Afganistan, Ukrayna ve diğer ülkelerde çalışan Türk müteahhitlerine yapılıyor. Türkiye’deki yeni kaplama makineleri piyasası Almanya’dan yapılan ikinci el makine ithalatının önemli bir miktara ulaşmasından da etkileniyor” diye düşünüyor yabancılar. Bizler ise kaynayan kazan misali bir ülkede yaşadığımızı düşünüyoruz.

 Bize bel bağlayan yabancıların yüzünü kara çıkartmaz, dünyayı ferahlatan NANE ülkesi oluruz diye ümit ediyorum.

 

Etiketler:

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap